Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün Ermenistan’a çağrılma vesilesi ile Hocalı Katliamı’nın ortak bir yönü var: Futbol!
> O “NE MATEMATİK”TİR O!...
PKK Terörü ile ilgili bir basın açıklamamda, ABD’nin Türkiye ve Ortadoğu ile ilgili faaliyetlerini müthiş bir bilinçle / matematikle yaptığını iddia etmiş ve bazı tarihler vermişim. Hatırlayıverelim:
23 Nisan!
23 Nisan'da yani “Türk Devrimi”nin yapıldığı günde, Rauf Denktaş'ı Annan Planı'nı görüşmek için Amerika'ya götürdüler.
24 Nisan!
Gene 23 Nisan'dan yani Türk Devrimi'nden 1 gün sonraki gün olan 24 Nisan'ı Ermeni Soykırımı'nı kabul ettiler.
4 Temmuz!
Amerika'nın “Kuruluş Günü” olan 4 Temmuz'da, 11 askerimizin başına çuval geçirdiler. Kuruluş Günleri'ni Türk Askeri'nin başına çuval geçirerek kutladılar.
Bayram Arefesi!
Kurban Bayramı'ndan 1 gün once Saddam Hüseyin'i idam ederek, Müslüman Dünya'ya meydan okudular ve saygısızlık ettiler.
Kadir Gecesi Arefesi!
Şimdi de Kadir Gecesi / Ramazan Bayramı arefesinde bu alçakça saldırıyı yapıp 15 askerimizi şehit ederek bayramı provake ediyorlar...
Okuduğunuz bu Tarihler’de olanları apaçık bir “matematik” hesabıdır. Bu listeyi böle toplu halde sunan Teoman Ali Bey’dir. (Haber Müdürü Teoman Ali / Ulusal Kanal / Ana Haber Bülteni / 18:45 / 30 Aralık 2006)
Biz bu konuyu / tarihleri “Terör’ün Psikolojik Boyutu”nu işlerken, “15 Şehit’ten Daha Önemli!” başlıklı makalemizin “Amerika ve Matematik” bölümünde verdik, detayları “Şehit Cenazeleri, Terör ve Çaresi” konularını işlediğimiz kitabımızdan okuyabilirsiniz.
Murat Yatağanbaba / Bütün Eserleri – 7
BİZ HİLÂL’İN ÇOCUKLARIYIZ
(Abdestimizi Kanla Almasını da Biliriz!)
http://hilalincocuklari.tr.gg
Bu otomatiğe / matematiğe bağlanmış psikolojik taktiği gözler önüne serdikten sonra bir Yerel Televizyonumuz’da söylenen şu tesbiti rahatlıkla tekrarlayabiliriz:
Matematik bilmeyenler, ülkeyi yönetemezler! (Bursa Olay Tv. / Genç İletişim Programı / 30 Temmuz 2008 / 14:45)
Prof.Dr.Üstün Dökmen’in (kitaptan “alıntı” yapabilmek için yayınevinden “yazılı izin” alacakmışmışız! İşin-gücün yoksa faks gönder, imza, evrak, izin uğraş… O bakımdan kitabın adını ve sayfasını vermiyorum) bir kitabında şunu okumuştum:
> O “NE VAGON”DUR O!...
Birinci Dünya Savaşı sonunda Almanlar’a bir vagonda “kayıtsız-şartsız yenilgi” anlamına gelen belge imzalatılmış. Bu Almanları çok üzmüş!
Sonra İkinci Dünya Savaşı sırasında Fransızlar yenilmiş ve bu defa da Almanlar Fransızlar’a o aynı vagonda “kayıtsız-şartsız yenilgi” anlamına gelen belgeyi imzalatmış.
İkinci Dünya Savaşı’nın sonunda ise kazanan yine Fransızlar olmuş ve Almanlar’a gene o belgeyi imzalatmak istemişler, bunun için de gene o vagonu aramışlar. Fakat bulamamışlar. Çünkü Hitler, İkinci Dünya Savaşı sırasında Fransızlar’a bu imzayı attırdıktan sonra “bundan böyle kıyamete kadar Dünya’yı Almanlar yönetecek” diyerek o vagonu parçalatmış.
Fransızlar o vagonu böylece bulamayınca, bu defa da gitmişler müzeden o vagonda belgenin imzalandığı kalemi bulup, yenilgi belgesini o kalemle attırmışlar!
> O “NE FUTBOL”DUR O!
Şimdi içinizden bazıları diyebilir ki, Yatağanbaba bu “Tarihi olaylar”ı neden gündeme getiriyor?! Çünkü biliyorlar ki, Yatağanbaba bunları boşuna gündeme getirmez!
Evet “boşuna” gündeme getirmiyorum! Bir sebebi var! Çünkü Türkiye’de bazı olaylar layıkıyla hatırlanmıyor… “Hocalı Katliamı / Soykırımı”nın yıldönümü bu savsaklamaya bir örnek… Bu Hocalı katilamı yıldönümünde de Tarih’teki bir olay, çok ilginç bir şekilde bize günümüzdeki bir olayı hatırlattı:
Ermeniler iki Azeri’nin kesik başından yaptıkları kalede futbol oynayacaklardı ama top yoktu. O sırada başı traşlı bir Azeri çocuk gördüler. Biri bağırdı “bu hem saçsız hem de küçük iyi yuvarlanır!”… O anda çocuğun kafası bir yana vücudu bir yana ayrıldı… Ne ilginçtir ki, günümüzde de Ermenistan – Türkiye ilişkileri gene bir “futbol maçı”yla başladı! (Haber Maratonu Programı / Avrasya – ART Tv. / 26 Şubat 2009 – 16:06)
> O NE “VAHŞET”TİR O!
Basın’ın önem vermeyeceğini bildiği için, 26 Şubat 2009 tarihinde Kanal D’de ve canlı yayınlanan “Genç Bakış” programında, bir Üniversite öğrencisinin “26 Şubat Türkler için çok önemlidir, çünkü bugün Hocalı katliamı yapılmıştır” diye bağırması boşuna değildir.
Tarih’teki Drakula / Kazıklı Voyvoda’nın Türkleri kazıklara oturtması gibi, Hocalı katliamında da Ermeniler, Azeri Türkü / insan kafasıyla futbol oynamıştır.
Ben Hocalı katliamı ile ilgili bir basın açıklaması yapmak için bu kadar zaman bekledim başkaları konuşsun diye ama -o Üniversite öğrencisinin de belirttiği gibi- Basın ve Siyasetçi Hocalı katliamını Milletimiz’e anlatmıyor. Unutturulmak isteniyor… Fakat bu Ülke’de Hocalı’yı unutmayanlar da vardır! Yatağanbaba olarak ben 1000 yıl kardeşçe yaşadığımız Ermeniler’e kin beslemiyorum ama bu “insan kafasıyla futbol oynamak vahşeti”ni de -mezhebi ve meşrebi geniş Basınımız ve Siyasetçilerimiz gibi- görmezlikten gelip “sıradan bir olay”mış gibi basite indirgemeyi de doğru bulmuyorum!
“Kazığa otutturulan” da benim, “kafası kesilen” ve “aşağılanan” da benim! Yetmiyormuş gibi “ayağına çağrılan” da benim, “soykırım yapmak”la suçlanan da benim!
> O NE “TARİH”TİR O!
“23 Nisan”,
“24 Nisan”,
“4 Temmuz”,
“Bayram Arefesi”,
“Kadir Gecesi Arefesi”,
“Hocalı’da Azeri Türkü Çocuğun kesik başı ile oynanan futbol maçı”,
“Cumhurbaşkanı’nı çağırarak yapılan Ermenistan - Türkiye Milli Maçı”…
Tarih’ten enstantaneler / anlar verdiğimiz bu yazımızdan sonra, şu çok bilinen ama pek de uygulanmayan sözü hatırlatmak yerinde olacak:
Tarih’ten ders almalıyız!
Almalıyız da peki almazsak ne olur? Davet edildiğim ama katılmadığım UBEMB – Bursa Toplantısı’nda başka bir konu anlatılırken sarfedilen bir söz, bunun cevabıdır Şöyle dendi:
Tarih’ten ders almazsak, Tarih bize dersimizi verir! (Prof.Dr.Ata Selçuk / Özlem Tv. / 08.02.2009 / 16:20)
------------- * -------------
Halkın Yükselişi Partisi (HYP) Denizli İl Başkanı Yatağanbaba olarak, “Ermeniler’e karşı kin tutmamamız”, bunun yanında “Türk kafasıyla futbol oynadıklarını da unutmamamız ve dolayısıyla da futbol maçı davetine sazan gibi atlamamamız” gerektiği ve de bunun için “Tarih ve Matematik bilmeyenlere Türkiye’yi yönetme yetkisi vermememiz” gerektiği konularında diyeceklerim ve “duruşum” budur.
Aziz Milletimiz’e “Cumhurbaşkanı Abdullah Gül Ermenistan’a ‘Futbol Maçı’ vesilesiyle davet edilmesinin tesadüf olmadığını” hatırlatarak, saygıyla duyuruyorum!
06.06.2009 18:24:00