YARSAV Başkanı Tarhan, referandumda ‘Evet’ çıkması durumunda bazı yargıçların tasfiye edileceğini söyledi. Anayasa paketinin yanlış olduğunu ve reddedilmesi gerektiğini söyleyen Emine Ülker Tarhan, referandumdan evet çıkması durumunda yargının yapısının 15-16 günde değişeceğini belirtti. Başbakan Erdoğan’ın Orgeneral Başbuğ ardından da Adalet Bakanı Ergün ile görüşmesini yargıyı etkileme çabası olarak değerlendiren Tarhan, “Siyasal yargı tam da budur. Eğer siz talimatla adam tutuklarsanız, talimatla da adam salıverirsiniz” diye konuştu.
Yargıçlar ve Savcılar Birliği (YARSAV) Başkanı Emine Ülker Tarhan, Başbakan Tayyip Erdoğan’ın Balyoz davasında 102 askeri personel hakkında tutuklama kararı çıkarılmasının ardından önce Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ, daha sonra da Adalet Bakanı Sadullah Ergin’le görüşmesini “yargıyı etkileme çabası” olararak nitelendirdi. Anayasa paketini eleştiren Tarhan, “Paket tuzaklarla dolu” dedi. YARSAV Başkanı Tarhan, anayasa değişikliğinin referandumda kabul edilmesinin ardından 13 Eylül itibarıyla Türkiye’de bazı yargıçların tasfiye edileceği endişesini taşıdıklarını söyledi. Anayasa paketinin yanlış olduğunu ve reddedilmesi gerektiğini belirten Tarhan, referandumdan sonra yargının yapısının 15-16 gün içinde değişeceği uyarısında bulundu. Değişiklikle Anayasa Mahkemesi’nin bir partinin mahkemesi haline geleceğini ifade eden Tarhan, “Yani kendini koruma altına alan bir yürütme organı ile karşı karşıya kalacağız. Bunun 12 Eylül’de getirilen geçici 15. maddeden hiçbir farkı yok” dedi. Anayasanın 140/6. maddesinin “darbe anayasasıyla yargıcı idari açıdan tamamen Adalet Bakanlığı’na bağlayan bir madde” olduğunu belirten Tarhan, “Yargı bağımlılığının simgesidir bu. Buna hiç dokunmuyorsunuz, o korkunç yapının üzerine yeni bir kaçak kat inşa ediyorsunuz. Bunun için ruhsat istiyorsunuz” diye konuştu. Anayasa paketinde tek olumlu maddenin memurların disiplin cezalarına yargı yolu açılması olduğunu ancak bunun da memur sendikalarının üyeleri adına dava açma hakkını kaldırdığını belirten Tarhan, “diğer maddelerin hepsinin tuzaklarla dolu” olduğunu kaydetti. Geçici 15. maddenin kaldırılması tartışmalarına da değinen Tarhan, “15. madde bir sorumsuzluk maddesi. Kesinlikle yargılanamazlar” dedi. Başbakan Erdoğan’ın “Balyoz”la ilgili önce Genelkurmay Başkanı, daha sonra da Adalet Bakanı’yla görüşmesini eleştiren YARSAV Başkanı, şöyle konuştu: “Yargıçların idari açıdan bağlı olduğu ve tıkanan her HSYK toplantısından sonra Sayın Başbakan’a gidip bilgi verdiği basına yansıyan Adalet Bakanı’nın bu yakalama kararlarından sonra Başbakan’ın çağrısı ile bu kararları görüşmesi elbette yargıyı etkileme çabasıdır. Ancak bu durum, bağımsız olmayan, kendini iktidar olanaklarını kullanan bir merkeze teslim etmiş, dibine kadar siyasallaşmış yargının da kaçınılmaz bir gerçeğidir. Siyasal yargı tam da budur. Eğer siz talimatla adam tutuklarsanız, talimatla da adam salıverirsiniz. Tutukladığınız adamın bırakılması için sizin dışınızda, hatta sizi de içine alarak yapılacak pazarlıklardan hiç rahatsız da olmazsınız.” “Balyoz”da duruşma gününün 4.5 ay sonraya verilmesine ilişkin Başbakan Yardımcısı Cemil Çicek’in, “Dünyanın her ülkesinde bu tür davalar zaman alır” şeklindeki sözlerinin doğru olmadığını belirten Tarhan, “Tutuklama istisnai bir yöntemdir. Bir kişiyi çağırmadan kaçma tehlikesi olmayan kişilere yakalama da çıkartamazsınız. Ayrıca, soruşturma ve kovuşturma süreçlerinde tutukluluk hallerinin 30 günde bir gözden geçirilmesi zorunluluğu vardır ki, bence tutuklamaya dönüşecek yakalama kararından 5 ay sonrasına duruşma günü verilmesi adil yargılanma hakkının ihlalidir” değerlendirmesini yaptı. ‘Darbe yaparak darbeyle savaşıyor’ Yasama organının yaptığı tüm hataların bu yasaların uygulayıcısı olan yargıya yüklenmesinden yakınan Tarhan, “Suyuna giden yargı isteyenler önce düşman yargı yaratmalıydılar ki istedikleri gibi saldırıp biçimlendirmek için zemin yaratabilsinler. Bugün yaşanan yargıda kadrolaşma hiçbir dönemde bu kadar güçlü olmamıştır. Yeni bir darbe yaparak darbeyle savaştığını söyleyenleri, Türk halkı izlemelidir. Bugünkü uygulamaların darbe dönemindeki işkence ve baskı ortamından bir farkı yoktur” görüşünü kaydetti.
29.07.2010 14:57:00
|