“Ege”de yaşayan Yatağanbaba’nın iki saatliğine “Marmara”daki bir İlçe’ye uğramasıyla, Türk Siyaseti ve Basını’nı bir “ilk”i daha yaşadı.
Biliyorsunuz ben Denizli’de yaşıyorum. Fakat buna rağmen sesimiz Türkiye’nin dörtbir tarafında yankılanıyor… Açıklamalarımız Iğdır’ından İzmir’ine, Erzurum’undan Malatya’sına, Edirne’sinden Giresun’una kadar yayınlandı / yayınlanıyor… Benim tesbitime göre Denizli’den yayınladığım bu açıklamalarım, 40’a yakın şehirde basıldı. “İl Başkanları” katagorisinde bu bir “rekor”…
Bugün size bu “rekorlar”dan değil ama bir “ilk”ten bahsedeceğim. Çünkü bu “ibretlik” ve de “mesajlık” bir olaydır. “Su’yun başındakiler” bu olayı çok iyi “yorumlamalı”dır. “Su’yun başındakiler”den kastım; hem Türkiye’yi yöneten Siyasetçiler hem de adı “Basın” aslı ise bunların “Noteri” olanlardır!!!
İlk önce; yaşanan bu “olay”ın “ayak sesleri”nin bazı örneklerini görelim:
> YATAĞANBABA “ADI ENÇOK DUYULAN İL BAŞKANLARI”NDAN
Şu anda yayınlanmayan, 2007 Milletvekili Seçimi öncesi kurulan bir site, “ilk röportajı”nı, -o kadar Parti Genel Başkanı varken, bir “İl Başkanı” olan Yatağanbaba ile yani- benimle yapmıştı. Bu “e-röportaj”ı, benimle Denizli, İzmir ve Ankara Basını’nın yaptığı röportajların bir kısmından oluşan kitabımdan okuyabilirsiniz.
Murat Yatağanbaba / Bütün Eserleri – 9
EKMEĞİMİZİ DE GÖZYAŞIMIZI DA
http://ekmekvegozyasi.tr.gg
Bu röportaja yorum yapan bir okur, şöyle demişti:
Nerde “güncel bir konu” var, mutlaka “Yatağanbaba'nın bir yorumu” var. “Adını en fazla duyduğum İl Başkanı” oldu. “Kim olduğunu” gerçekten merak ediyordum. Öğrenmiş oldum. Kim tutar seni Yatağanbaba. İlgiyle takibindeyiz. Siyasette “standart söylemler” yerine, böyle “renkli kişileri” görmek çok hoş oluyor. (Rumuz: Deli Cevat / Sandik.org Sitesi / 29 Mart 2007)
> YATAĞANBABA’NIN HAYAT HİKÂYESİ “OSKAR”LIK!
“Yatağanbaba”nın olağanüstü bir tempoda çalışması ve böylece adımın geniş kitlelerce duyulmasının yanında, bir diğer öne çıkan konu da, “Yatağanbaba’nın duruşu”… Değişik konularda fikrini açıkça beyan eden bir kişi olduğumdan, beni “sevenler” de, bana “sövenler” de, hem “ne olduğumu” hem de “ne olmadığımı” çok iyi biliyor… Galiba “tanınmama” asıl sebep de bu! “Çok çalışmak” elbette önemli ama Yazarlar ve Siyasetçiler’in arasında o kadar çok “dansözlere bile rahmet okutacak” fırdöndüler var ki, “duruşu belli” bir kişinin bunların arasından sıyrılıp adını duyurması çok da zor olmasa gerek.
Çünkü insanlar “dönekler”den usandı, -görüşüne katılsın veya katılmasın-, “adam gibi adam / samimiyet” arıyor…
Bu “tanınma” ve “duruşu belli olma” ile yazdığım “destan” da az-buz değil… 2.280 tanesi 2007 yılında olmak üzere, 2006, 2007, 2008 yıllarında Denizli, Türkiye ve Dünya’da gazete, site, radyo, dergi ve televizyonda hakkımda 4.000’e yakın yazılı ve görüntülü haber yayınlandı. Bu rakama bırakın Meclis’e bile girememiş bir partinin İl Başkanı’nın ulaşmasını, pek çok partinin Genel Başkanı bile ulaşamıyor…
> RAKİP PARTİLER “AÇIKTAN” TAKDİR EDİYOR!
Evrenselliğin Dorukları’nda / Kültür ve Siyaset’te yazdığım bu “destan”, “rakip” (!) partililerce de sık sık gündeme getiriliyor. Bunlardan seçtiğimiz iki tanesini okuyalım:
Helal olsun Yatağanbaba’ya… Yatağanbaba’nın “hayat hikâyesi” senaryo yapılsa, kesin “Oscar”ı alır! Bir insan “bu kadar mı geliştirebilir” kendini… “Yatağanbaba’nın Profesörler’in konuştuğu kürsüden bir gün Üniversite gençliğine sesleneceği” birilerine söylense gülüp-geçerlerdi. Fikirlerini bu kadar “somut”laştırabilen insanlar, “dünya üzerinde” sanırım 1.000’i geçmez… (Hak ve Eşitlik Partisi İl Yönetim Kurulu Üyesi ve Sarraflar Odası Genel Sekreteri Ethem Kaya / Facebook Notu - 05 Mayıs 2009)
Yatağanbaba’nın çalışmaları Aydın’da sürekli gündemde oluyor. İnternet sitesini de takip ediyoruz. Ben içimden “Denizli’ye gittiğimde Yatağanbaba’yı mutlaka ziyaret etmeli ve tanışmalıyım” diye geçiriyordum, nasip bu güneymiş. Hatta diyebilirim ki Yatağanbaba’nın çalışmaları Denizli dışında daha çok yankı buluyor. Şunu da açıkça söyleyeyim: Yatağanbaba yaptığı işi “ibadet aşkıyla” yapıyor, başarısının asıl sebebi / sırrı bu… (Saadet Partisi Belediye Başkanı Adayı Cemâl İnanöz / 10 Ocak 2009)
> YATAĞANBABA OKUYUNCA “YALNIZ OLMADIĞIMIZI” HİSSEDİYORUZ!
Siyasilerden gelen bu destek / itiraf, siyaset dışından da geliyor. Özellikle Üniversite çevrelerinden… Bunlara bir örnek e-mektup:
Partinizi ve düşüncelerini yakından takip ediyorum. Sahtekar sözde Atatürkçü ve sözüm ona sahte Müslümanların kıskacında yaşadığımız şu günlerde biz gençler olarak da çok büyük bir endişe içindeyiz. Çünkü her yer Hz. Muhammed'in sözünde dediği gibi "sahte insanlar"la dolmuş, camilerde alınları secdeye deyenlerin çoğu bunu gösteriş için yapıyorlar.
Laikliğin dinsizlik olmadığını ve Mustafa Kemal'in de dinimize olumlu katkılarda bulunduğunu ifade ediyoruz ve bu yolda sizlerinde olması beni oldukça sevindiriyor. Çalışmalarınızda başarılar diler, Allah'tan bizleri en kısa sürede tanıştırmasını dilerim... (Mustafa Kemâl Üniversitesi, Atatürkçü Düşünce Topluluğu Başkanı Ömer Ünal / 10.10.2007 - Hatay )
Bu “tanınma” ve “duruşu belli olma” özellikleri yan yana geldiğinde, insanların kafasında bir sonraki aşama canlanmaya başlıyor! O da “Genel Başkan” olmak…
> NİHAT GENÇ ve YATAĞANBABA “PARTİ” KURSUN!
Nitekim, bu çok yerde ifade de edildi… Bunlardan bir tanesini burada yayınlayacağım. Çünkü “söylendiği yer” çok anlamlı… Hatırlarsınız yılbaşı arefesinde, aleyhinde bir yazı yazdım diye “kraldan çok kralcı” çapulcu ordusu, ağza alınmayacak hakaret ve küfürlerle “Nihat Genç” adını verdikleri siteden, çeteleşip / organize bir biçimde ve de “rumuzların ardına saklanarak” saldırıya geçmişti. Bunların topunu “mahkemeye vereceğimi” açıkladığımda, şahsi e-postama –gene rumuzlarlıyla- yazıp “etme-tutma” diyenler sonuç alamayınca, sitenin yayıncısı olduğunu söyleyen Ramazan adlı kişi önce cep telefonumu arayıp önce sözlü özür diledi, sonra da sitenin manşetinden –biraz da laf çarparak- yazılı olarak ikinci defa özür diledi ve o “Küfürname Yazılar”ın tamamını adı geçen siteden sildi. Ben de mahkemeye vermekten vazgeçtim. “Bu küfürleri edenleri siteden atacağının” da sözünü verdi ama onu tutmadı. Olsun, herhalde o da bu “rumuz ardına saklanan ödlek ve kahpe takımı”nı bu namussuzluklarıyla baş başa bıraktı…
Bu sitenin organize bir şekilde bana saldırıya geçmesine bir anlam veremeyen gene bu sitenin üyesi bir kişi şöyle yazmıştı:
İyi de Nihat Genç fanları Yatağanbaba gibi bir adama neden böyle küfreder. Az önce videolarını izledim, ikisi de aynı şeyi söylüyor hatta düşündüm “ikisi neden parti kurmuyor” diye?!!!
Bu kişi anında siteden atıldı. Atılmasına atıldı da “bilinçaltına yerleşmiş bir beklentiyi” de hem de bana ağız dolusu küfredilen bir siteden dile getirmiş oldu… Yazanı forumdan uzaklaştıranların “kim olduklarını” da öğrendik. Bunlar o siteye çöreklenmiş görünüşte iki kız aslında ise iki çıngıraklı yılan… Antalya’dan yazan ve bu iki çıngıraklı yılan gibi rumuz ardına saklanmayıp adının “Uğur” olduğunu söyleyip benden özür dileyip cep telefonu numarasına kadar veren Nihat Genç hayranı, İnternet Ajans’ın yorum sayfasında da bu iki rumuz ardına saklanıcının ipliğini pazara çıkardı, bana yazdığı mektuplarda da… Bu organize küfür timinin ardından çıka çıka iki dengesiz kızcağızın çıkması sonucu, mahkemeye vermeye değmeyeceklerini düşünüp, site sahibi olduğunu söyleyen kişinin sözlü ve yazılı özür dilemesi ile mahkeme işi askıya aldım… Bundan sonra da indirip Savcı’nın önüne koymayacağımı umuyorum. Bu namussuzluk tekrarlanırsa, değil kız veya erkek, çiftçinsiyetli bile olsalar gözlerinin yaşına bakmam… Topunun ipini çekecek / kim olduklarını ortaya çıkaracak “IP numarası” site sahibinde mevcut zaten…
Bu “beklenti” sadece Türkiye içinde değil Türkiye dışında da var. Buna bir örnek şu e-mektup:
Evet bende fark etim o günlerde Canan Öztürk hakkında bu konular ile ilgili yazdığın yazılar ve (Genel Başkan’ın eşi) “Canan Öztürk’ün Parti’den uzaklaşmasını istemen” beni şaşırtmıştı ama senin “olayları önceden anlayıp önlem alman / alınmasını istemen, bir çok konuda göze batmaya başladı. Yazdığın yazılar da aynen öyle, herkes tarafından beğenilen ve yazılması zor olan yazılar.
Bence artık senin Denizli İl Başkanlığı yapmaman lazım. Seni Yaşar Nuri Öztürk yanına Ankara´ya alması gerek (Genel Merkeze) en azından sana daha fazla iş düşmesi gerek ve “dediklerinin daha fazla dinlenmesi” gerek.
Kısacası:
“Parti’de senin rolünün büyümesi lazım” meselâ halen hyp.org istediğimiz gibi değil ve televizyonlarda HYP’yi “sadece Yaşar Nuri Öztürk” temsil ediyor. Senin de HYP adına ART´ye, Kanal B´ye Habertürk’e çıkman lâzım artık… Yatağanbaba hak etiği yere gelmesi / erişmesi lâzım ve kitaplarına HYP daha fazla değer vermesi lâzım. (HYP TDÇK Başkanı Serdar Bayram / Mannhemi-Almanya / 03.04.2009)
Neredeyse bütün partililerin ve de HYP’li olmayıp da Yatağanbaba’nın okuyucusu olanların tamamının beklentisini dile getiren Serdar Bayram’a ve buna benzer mektup yazanlara sorulacak soru şu: İyi de bu mektupları neden bana yazıyorsunuz? Adres yanlış! Bunları o adını zikrettiğiniz televizyon ve programcılarına ve de partinin Genel Merkezi’ne yazıp-söyleyeceksiniz!
Şunu da hatırlatayım: Benim hedefim “Genel Başkan” olmak değil, bu Ülke’ye “Kültür ve Turizm Bakanı” olmak! Bunu “Ekmeğimizi De Gözyaşımızı Da” adlı kitabımda detaylıca anlattım.
> İLÇE ZİYARETİ BİLE “HABER DEĞERİ” TAŞIYOR!
Fakat kimileri “kâğıt üzerinde” Genel Başkan olduğu için “Genel Başkan muamelesi” görür veya onu da göremez… Kimileri de “kâğıt üzerinde” İl Başkanı’dır ve bu yüzden “İl Başkanı muamelesi” görür ama bazıları İl Başkanı olmasına rağmen “Genel Başkan” gibi muamele görür… “Türkiye’de bunun bir örneği var mı” diyorsanız “var”…
“Yazar Yatağanbaba” kimliğimle İzmir 9 Eylül Üniversitesi’nde verdiğim konferanstan (http://yataganbabamenajarlik.blogcu.com/58-bulten-tuz-ekmek-hakki-bilerek-buyuduk-7-baski_44132061.html) sonra İstanbul’a, oradan da Bursa’ya geçtim. Bursa’nın “Mudanya İlçesi”ne uğradım. Mudanya’da bir-kaç saat kalacak / Ömür Tantekin’i ziyaret edecek ve Mudanya’dan “şöye bir geçiverecek”tim.
Geçemedim!
Ömür Tantekin “Yatağanbaba şu an Mudanya’da ve yanımda” diye telefon açınca 10 dakika sonra bir muhabir geldi ve “Mudanya’ya geldiğim için” hem yazılı hem de sesli bir haber hazırladı. Yayınlanan haberi sitesinden okuyabilirsiniz:
Murat Yatağanbaba’nın Mudanya Ziyareti
http://www.mudanyarehber.net/index.php?option=com_content&task=view&id=1289
Tantekin “seni burada tanıyor ve destekliyorlar, Mudanya’ya geleceğini önceden haber verseydin, bütün Basın’ı buraya yığardım” deyince, şaşkınlığım arttı. Ömür Tantekin şu an “3.Baskı”sı yapılan kitabımı Mudanya Basını’na hediye etmiş ve bu kitabımız sayesinde namımız Mudanya’da da yürümüş, beni internetten de tanıyor / takip ediyorlarmış!
Murat Yatağanbaba / Bütün Eserleri – 2 :
SİYASET PEYGAMBER MESLEĞİDİR
(Amerika Kâbe’nin Üstünde Dansöz Oynatacak)
http://siyasetpeygambermeslegidir.tr.gg
Bu okuduklarınıza kafanız basıyor mu? Ben kimim? Meclis’e girmeyi bırakın, % 1 bile oy alamamış HYP Denizli İl Başkanı… Anlattığım olay nerde geçiyor? Bursa’nın Mudanya İlçesi’nde… Biri Türkiye’nin güneyinde biri kuzeyinde… Arasında bilmem kaçyüz kilometre var… Parti Genel Merkezi’nden ziyaretçi gelmiyor, MYK’dan gelmiyor, hatta “resmi bir organizasyon” bile yok. Ama “kara-kuru bir İl Başkanı” olan Yatağanbaba’nın “şöyle bir uğramak” için Mudanya’ya gelmesi, Basın’a göre “haber değeri” taşıyan bir “olay”… Türk Siyaset Tarihi’nde böyle bir örnek daha önce var mı? Asla yok! Siz bırakın 500 – 600 kilometre uzaktaki bir İl Başkanı’nın bir ilçeye gitmesini haber yapmayı, pek çok Genel Başkan’ın “resmi programla” bir şehre gitmesi bile bazen “haber değeri” taşımıyor… Mudanya Basını, Mudanya’ya gitmemi haber yaparken, çok övücü ifadelere yer verdi:
> YATAĞANBABA’YI OKUYANLARIN “HAYATA BAKIŞ AÇISINDA” AÇILIM OLUR!
Murat Yatağanbaba kültür ve siyaset konusunda çarpıcı tespitleri ve keskin kalemi ile tanınıyor. Ben kitap okumam diyenler bile Murat Yatağanbaba'nın kitaplarından herhangi birini bir kaç sayfa okuduklarında bakış açılarında ve sosyal değerlendirmelerinde bir açılım hissedecekler. (aynı site)
Bu şu demek: Demek ki insanlar “bilmediklerinin düşmanı” oluyor… Kitabımı okuyarak beni tanıyan ve adına “ulusal” denen o bir takım “Allahsız-Kitapsız Kahpe Bizans Basını”nın da dışında bir Basın var bu Ülke’de… İşte bu Basın, çalışmalarımı insanlara duyurmak için elinden geleni yapıyor… Çünkü biliyor ki, sözlerimizin her hecesi, yazılarımızın her noktası ve virgülü Türkiye’nin bugünü ve yarınları için… O bakımdandır ki, bu “elinden geleni yapma” işi sadece Basın tarafından değil, Türkiye ve Dünya’nın orasında-burasında yaşayan insanların “şahsi gayretleri” ile de yapılıyor.
Haberimi hazırlayan muhabir elimdeki kitabıma çok ilgi gösterdi ve “bizdeki kitabınızı çok beğendik ama bu kitabınız bizde yok” deyince, “Cumhuriyet”i anlatan kitabımı da kendisine hediye ettim.
Murat Yatağanbaba / Bütün Eserleri – 8 :
ATATÜRK’ÜN CİHADI
(Davar Sürüsü’nden İnsan Olmaya Geçiş: Cumhuriyet)
http://ataturkuncihadi.tr.gg
Denizli’de yaşamama ve konuşmama rağmen, açıklamalarımın Türkiye’nin dörtbir tarafında yayınlandığını biliyordum ama Türk Siyaset Tarihi’nde bir “ilk” olan şu yaşadığım olay, gerçekten de gururumu okşadı… Bana bu gururu yaşattıkları için özelde Ömür Tantekin’e ve kitabıma, genelde de Mudanya Basını’na çok teşekkür ediyorum…
Anlamış bulunuyorum ki, bu Ülke’nin bugünü ve yarınları için ürettiğimiz kültürel ve siyasi çalışmalar boşa gitmemiş… Ürettiğimiz fikirler, verdiğimiz mücadele yani “ektiğimiz tohumlar”, Anadolu’nun dörtbir tarafında filizleniyor… Bütün dava, bunların düzenli sulanması ve büyütülmesi…
Cebimde beş kuruş olmadan / benden hiçbir maddi menfaatleri yokken, fikir mücadelem / emeğim sayesinde gördüğüm bu “Genel Başkan” muamelesi, yıllardan beri “Din-Kitap” ve “Rejim-Laiklik” sakızını çiğneye çiğneye siyaset yapan fikir fukarası / geviş getirici “Genel Başkanlar” olan ve Türkiye’yi yöneten Erdoğan ve Baykal’a “kapak” olsun!
Son sözüm şu: (Gazetesi, televizyonu ve internet sitesi ile) ben Anadolu Basını’ndan “razı”yım, “Allah” da onlardan razı olsun! Çünkü Türkiye gibi “makama tapılan” bir Ülke’de, gerçek “İTİBAR”ın makamla değil “çalışıp-üretmekle” elde edileceğini göstermiş oldunuz! Onlar o koltuklar altlarından alındığında birer “hiç”ler ve öyle de olacaklar! O koltuklara / makamlara yapışmaları da bundan! Altlarında zaten koltuk / makam yokken itibar görenler ise bu kaygıyı taşımaz, ben de taşımıyorum… Değer ölçüsünü “makam-mevki”dan alıp “çalışıp-üretmeye” çekerek, “İTİBARIN NAMUSU”nu kurtaran bir “fikir işçisi”ne, “ceylan derisi koltuklar” şart değildir, hatta gerekmez bile!... “Genel Başkanlar” gibi “havamızın / ağırlığımızın” olması, bu Millet’in ve Basın’ın bana verdiği en büyük “makam-mevki”dir zaten…
-----------------
Halkın Yükselişi Partisi (HYP) Denizli İl Başkanı ve Yazar Yatağanbaba olarak; “Oskar’lık hayat hikâyem”, “fikir mücadelem” ve de “bunların Türkiye’nin dörtbir yanında / 40’tan fazla şehirde yankılanması” konularında, diyeceklerim ve “duruş”um budur! Aziz Milletimiz’e “Allah’tan, bu mücadelenin birgün Türkiye’yi yönetmeyi de nasip etmesini umarak”, saygıyla duyuruyorum!
30.05.2009 09:21:00