Geçtiğimiz günlerde bir iftar sofrasında Irak Türklerinin aksakallılarından Dr.Nefi Demirci ile yanyana oturduk ve Irak Türklerinin yaşadığı sıkıntılı durumları konuştuk.
Musul,Kerkük ve Telafer başta olmak üzere Türkmen illerinin tümünde Irak Türkleri çok zor durumda.Telafer'de katledilen masum insanların cesetleri sokaklarda kedi köpek gibi hayvanlara yem oluyor.
Türkiye kamuoyunda bu konuda tam bir sessizlik hakim.
Ermenileri,Kürtleri ve daha bir çok milliyetin Türk milleti ve devleti ile olan sözde sorunlarını tartışıyoruz.
Başörtüsü müslümanlarının , Irak müslümanlarının uğradığı felakete karşı körlüğü ve sağırlığı ise had safhada.
Anlıyoruz ki bunlar ABD,AB ve İsrail'in istediği kadar müslüman.
Türk kamuoyu; gündemini teşkil eden meseleleri Cengiz Çandar,Hasan Cemal,Altan ailesi(Mehmet,Ahmet,Çetin),Etyen Mahçupyan,Engin Ardıç,baba-oğul Akyol,Aydın Doğan'ın gazetecileri ve daha ismini saymakla bitiremeyeceğimiz zevattan öğreniyor.
Bu şanlı medya ,içlerindeki nedeni anlaşılamayan(!) bir husumetle gündem oluşturuyor.
Böylece Türkiye'nin başına örülen büyük çorap rahatça gizleniyor.
Oyunun planlayıcıları bunların neticesini belki bizim göremeyeceğimiz 50-100 yıl sonrası gelecek olan bir zaman diliminde alacak.
Osmanlı-Türk Devletini de fiilen 1881'de Düyun-u Umumiye'nin kuruluşu ile bitirmediler mi? Hukuki bitiş 1918'te gerçekleşti.Oysa ipi borç vermeye başladıkları 1854 yılından itibaren yani yaklaşık 70 yıl öncesinden çekmişlerdi.
Türk milletinin,tarih boyunca cephede kazandığı ve masa başında kaybettiği konuşulur.Bu bir gerçek olarak yine önümüzde duruyor.
Kuruluş bildirgesinde Türkiye Cumhuriyeti'nin sınırlarını tanımayan,Batı Ermenistan'ın Türk topraklarında olduğunu iddia eden,Ermeni Asala terör örgütü ile onlarca Türk diplomatının ve masum insanın kanına giren, Azerbaycan Türklerinin toprağını işgal eden, Hocalı katliamının suçlusu ve Türk Devletinden toprak,tazminat ve tanıma gibi talepleri olan bir Ermenistan ; Batılı ve Doğulu müttefiklerinin oyunu ile büyük devlet Türkiye'yi masa başına getirmeyi başarmıştır.
Çevremize baktığımızda Irak Türklerinin yaşadıkları ortadadır. Azebaycan Türklerinin toprakları işgal altındadır. Yunanistan Batı Trakya Türklerini ve Bulagaristan Tuna Türklerini asimile etmeye çalışmaktadır.
Boşnaklar Türk diye katledilmekte, Kosova ve Makedonya'da Türkler ; malum güçlerin oyununa düşmüş bazı kişilerin baskısı altında milli kimliklerinden uzak tutulmaya çalışılmaktadır.
Velhasıl hangi coğrafyada Türk yaşıyorsa o coğrafya da büyük sıkıntılar yaşanmakta ama satılık kalemler bunu Türk kamuoyunun önüne getirmekten ısrarla imtina etmektedir.
Buna karşılık, Türk Milleti canla bedel ödemeye devam etmektedir.
Son günlerde ard arda gelen şehit haberleri bir kez daha yüreklerimizi dağlamıştır.
Ancak malum basın ısrarla Ermeni, Süryani, Kürt kimliklerinin sözde sorunlarını gündeme taşımaktadır.
Buna karşılık neden Türk Milletinin sorunları gündeme taşınmaz bunu anlamak mümkün değildir . Hal böyle olunca Türk Milleti ekonomiden başka bir sorunu olmadığı düşüncesine kapılarak sadece fakirliğini yenmeye çalışmaktadır. Aslında çevresi içten ve dıştan kuşatılmış vaziyettedir.
Örneğin 1974'de şehit ve gazilerimizin kanları ile alınarak, Türk toplumunun katliamdan kurtarıldığı Kıbrıs niye gözden kaçırılmaktadır ?
Rum yönetiminin başı Hristofyas, olası bir çözümde Türkiye kökenli yerleşik Türklerin Türkiye'ye geri gideceğini nasıl söyleyebiliyor?
Aynı Hristofyas ?hem Kıbrıslı Rumlar hem Kıbrıslı Türkler anavatanları olan Yunanistan ve Türkiye ile bağlarını koparmalıdır? derken bizi geçmişte olduğu gibi yeni bir tuzağa çekmeye çalışıyor.
Bu tuzaklar Girit'te, Onikiada'da, Musul-Kerkük'te, Balkanlarda işlemedimi ? Ve biz bu tuzaklara düşmedik mi?
Rauf Denktaş, Hristofyas'ın tuzağına karşı Pile köyünü örnek göstererek, köye dikilen küçük bir minareye karşı, Pile köyünün küçüklüğüne oranla mukayese edilince devasa boyutta yapılan yeni kiliseyi hatırlatıyor ve ?gelecekteki müşterek hayatın örnek köyü işte bu? diye ekliyor.
Niye bize bunları anlatmıyorlar?
Varsa yoksa Ermeniler, Kürtler ve diğer sözde azınlıklar...bunlara verilmeyen haklar!!!
Türk milletinin gasp edilen hakları ne olacak ?
Erivan'daki Türk varlığını ve bunun delili olan Türk eserlerinin yok edilişini anlatan yok.
Sizin bu milleti böyle enayi ve aptal yerine koymaya hakkınız var mı ?
Yüz yıllardır kanla sulanıp vatanlaştırılmış topraklar ve Türk milletinin hakları masa başında ince oyunlarla elimizden alınmaya çalışılıyor.
Unutmayın ; Türk milleti Türkiye Cumhuriyeti'nde yaşayanlardan ibaret değildir.
Türk Milletinin sınırları , Türk Milletinin yaşadığı coğrafyalar ile çizilidir.
Doğu Türkistan'da ,Kazakistan'da, Gürcistan'da ,Irak'ta, Kıbrıs'ta, Yunanistan'da, Kırım'da,Gagauzya ya da diğer bir Türk toprağında Türk'e yapılan her türlü yanlış topyekün Türk Milletine yapılmış sayılır.
Türk Milletine cephede diz çöktüremeyenlerin oyunu , bizi masa başına getirip mağlup etmektir.Çünkü genelde masa başında bizi temsil edenler cephede ter ve kan dökenlerden değildir.Kader işte !!!
Milli meseleler her ne pahasına olursa olsun taviz verilmeden savunulur. Milli meselelere sahamızdaki topu diğer sahaya atmak şeklinde basit ve temelsiz bir şekilde yaklaşmak asla kabul edilemez.
Türk Milleti ve Devleti ile sorunu olan ya da bize karşı iddalı emeller taşıyan en kıytırık devlet bile kendine göre tutarlı davranır iken torunlarımızın geleceğini tehlikeye atar işler yapmak akılla izah edilebilir değildir.
Osmanlı Türk Devletinin dış işlerinin ve maliyesinin hatta son dönemde ordusunun yönetiminin Ermeni,Rum,Yahudi gibi ekalliyetlere ve Almanlar gibi sözde dostlara bırakıldığını unutmayalım.
Basını da halen millileştiremediğimizi görmezden gelmeyelim.
Bir kolunu bir bacağını ya da bir yakınını cephede bırakmamış olanın masa başında zafer kazanmasını da beklemeyelim.
Geçtiğimiz yıllarda Ermeni bir annenin; bir oğlunu Diyanet İşleri Başkanı diğer oğlunu Ermeni Patriği yapan bir gaflet anlayışının hakim olduğu bir ülke artık görmek istemiyorum.
Sözde Türk Milletinden gözükenler tarafından altadılmak yaşamım boyunca Türk Milletinin ödediği bedelleri gördükçe ağrıma gidiyor.
Ya atalarımın ödediği bedeller ?
Kendimize gelmenin zamanı çoktan geldi de geçiyor.
Özcan Pehlivanoğlu
RUMELİ BALKAN TÜRKLERİ FEDERASYONU
Genel Başkanı
o.pehlivanoglu@superonline.com |