Türkiye'nin ve Türk Milletinin çok sıkıntılı günlerden geçip durduğunu devamlı surette yazıyorum.
Bazen yanlış mı?düşünüyorum diye kendi kendime soruyorum.Hatta bir paranoya içindemiyim diye sık sık aynaya bakıyorum.
Eğer gidişat düzelecekse keşke yanlış düşünsem ve bir paronaya içinde olsam.Ne kadar kolay olurdu.
Aktütün'de verdiğimiz 15 şehit,bir kez daha düşüncelerimi bazılarına göre de paronoyamı yeniden depreştirdi.
Ne yazıkki;ne yanlış düşünüyorum ne de bir paronoya içindeyim.Çünkü biz Rumeli'de bu dersi daha önce aldık.
Bir millet düşünün ki;tarih şuurundan,devlet şuurundan,millet şuurundan hülasa milli şuurdan yoksun bırakılırsa başına gelecek olan iş budur.
Halkımız tarihinden bihaberdir.Geçmişte başına neler gelmiş bilmez bir haldedir.Tarih ilmine önem vermemiştir.
Sadece ?tarih tekerrürden ibarettir? nakaratını tekrar eder dururuz.
Devletin ne demek olduğunu da çoktan unutmuşuz.Devletin halk nezdinde değeri zayıflamış.Küreselleşme,AB ve yeniden hortlayan mandacılık zihniyeti,devletin gerekliliğini şuuraltımızda tartışmaya açmıştır.Her halde 16 devleti yıkıp yerine kolayca yeni bir devlet kurabileceğimizin rahatlığını taşıyoruz.
Millet şuuru ise bizzat bu milleti yönetenler tarafından alt kimlik-üst kimlik değerlendirmesi ile köreltilmeye başlanmıştır.Oysa biz Mustafa Kemal Atatürk'ün ?Ne mutlu Türküm diyene?özdeyişi ile milletleşme sürecini ne kadar güzel götürüyorduk.
Dış güçlerin yapamadığı milletleşme sürecini durdurma ve milleti uyduruk tanımlamalarla parçalama işini bizzat kendi elimizle yapar hale geldik.
Bir insan kendi toplumuna tefrika sokarak bundan büyük kötülük yapamaz.
Topyekün milli şuurumuzun kalmadığını rahatlıkla söyleyebiliriz.
İngilizlerin İslam Dünyasına yönelik siyasal ümmetçilik politikası nihayet Türkiye'de de etkin olmuştur.
Tarih,devlet,millet,dil birliği gibi vesair benzer kavramlar yaşamın hiçbir yerinde hak ettiği değeri artık görmemektedir.
Türk Milletinin,bırakın dünya üzerindeki hedeflerini ülkesi üzerinde yarına ilişkin hedefleri ortadan kaldırılmıştır.
Bunları gerçekleştirenler dış güçlerin Türkiye'deki işbirlikçileridir.
Monşer medya mensupları,monşer akademisyenler,monşer işadamları,monşer dışişleri bürokratları,monşer siyasetçiler bunların bariz örnekleridir.
Olaylar karşısında milli reflekslerimiz yoktur demek istiyorum ama yaşamımızın rotasını çizen milli şuur da önemli noksanlıklarımız vücuda gelmiştir.
Şehit cenazelerine koşup duygularımızı ve tepkilerimizi ortaya koyuyoruz ancak sorunların çözümünde milli bir şuurla yaşayıp,hareket etmiyoruz.
Ergenekon soruşturması kapsamında takındıkları tavırla siyasi bir hareket olduğu aleni bir şekilde ortaya çıkan ve yetiştirdiği insanlarla ülke yönetiminde söz sahibi olmak isteyen bir Fettullah Gülen cemaati kadar bile olamıyoruz.
Ya da Cumhurbaşkanı ve Başbakanlar çıkartan İstanbul'daki bir Nakşi Dergahı kadar şuurlu davranamıyoruz.
Dış güçler ve onların yerli işbirlikçileri bir düşünce ve ideal uğruna adamlar yetiştirip,planlarını tatbike koyarlar iken,Türk Milleti ve devleti bunları aval aval seyretmektedir.Bu tablo ne kadar Türk Milleti'nin gözünden kaçırılmaya çalışılırsa çalışılsın,tedbir almamak akıl ve maktıkla bağdaşmaz.
Türk Milleti ve Türk Devleti sanki Atatürk'ün ölümü ile tarih sahnesindeki yürüyüşünden vazgeçmiş bir haldedir.
Vatanı korumak Türk Milletinin ideali olamaz.Atatürk değilmiydi Misak-ı Milli'yi hedef olarak önümüze koyan.
Atatürk bu hedefi savaşlardan bitap düşmüş yoksul Türk Milleti ve genç Türkiye Cumhuriyeti ile koymamışmıydı?
Bu gün her türlü zenginliğe gark olmuş bir Türk Milletinin niye hedefi yoktur?Çünkü milli şuuru kalmamıştır.
Hedefimiz Aktütün Karakolunu korumak değil,Atatürk'ün Misak-ı Millisinde bulunan Musul ve Kerkük'ü almak olmalıdır.
Türk Milletini ?Turan'da hükümran olmak ülküsünde? yaşatırsanız,verilen şehitler düğüne bayrama gider gibi karşılanır.
Şimdi ise niye şehit oldukları sorgulanmaktadır.Buna sebeb milli şuur noksanlığıdır.
Bölücü terörün uzantılarını TBMM'de beslerseniz,ekonomik ilişkilerini deşifre etmezseniz,medyadaki sesini kesmezseniz,milli eğitimde çocuklarınıza düşmanlarınızı anlatmazsanız,bürokrasinizde hainlere kucak açarsanız,üniversitelerinizi altınızı oyanlara teslim ederseniz,böyle bir şuursuzluğa yol açarsınız.
Türkiye'de mualesef milli şuur noksanlığı olanlar ile dış güçlerin yerli işbirlikçileri etkin haldedir.Her geçen gün bu etkinlik artmaktadır.
Türkiye,bir Bulgaristan bir Yunanistan bir Ermenistan kadar olamamaktadır.Yerden yere vurulan İran bile eski bir devlet olmanın köklü geleneğini bozmadan sürdürmektedir.
Türkiye,halkını milli şuurdan uzak tutmanın sıkıntısını ABD,İngiltere,Almanya,Rusya,Fransa gibi devletlerle başedemeyerek yaşamaktadır.
Türkiye ve Türk Milleti;ancak milli bir şuur içinde şehitlerinin kanlarını yerde bırakmayabilir.
Bunu yapmak içinde Türk Milleti kimliğinde buluşacağız,devletimizi yücelteceğiz,Türk Silahlı Kuvvetlerinin arkasında koşulsuz duracağız,Türkçeyi hakim kılacağız,tarihimizi öğreneceğiz ve dinimizi gerçek manasında yaşayacağız.
Çocuklarımıza okullarda ne öğretirsek öğretelim,onları hangi amaç doğrultusunda kullanacaklarına dair bir milli şuur ve ideal sahibi yapmaz isek başarılı olamayız.
Yoksa şehitler geldikçe içimiz dağlanmaya ve acı küllenince rutin yaşama dönerek eğlenmeye devam ederiz.
Sözlerimiz halka değil,halkı milli şuur çerçevesinde yönetmeye talip olduklarını iddia edenleredir.Çözüm doğru yönetilmekten geçmektedir.
Özcan Pehlivanoğlu
RUMELİ BALKAN TÜRKLERİ FEDERASYONU
Genel Başkanı
o.pehlivanoglu@superonline.com |