Osmanlı Sultanı Ramazan'ı Yaşarken...


Ceren Oral

Ceren Oral

24 Haziran 2016, 07:38

Bir ilkbahar akşamüstünde, her zamankinden farklı bir hareketlilik vardı şehirde. Şehrin tüm sakinleri, sözleşmiş de aynı anda çarşıya gelmiş gibiydiler adeta. Sabahında mis kokulu sabunlarla yıkanmış sokaklarda şimdi her bir köşede ayrı bir satıcı tezgahı vardı. Makarna, pirinç, pastırma, sucuk, kavurma bir tarafta, peynirler, turşular diğer tarafta. Kurutulmuş biberler, domatesler bir arka sokakta, reçeller, pestiller, hoşaflık malzemeler ise hemen onların yanında bulunuyordu. Ve herkes kendi kesesine göre alışverişini yapıyordu bu akşamüstü.

3 cihanın hakimi, büyük Osmanlı İmparatorluğu’nun yüceler yücesi cihan padişahı, en mütevazi haliyle dolaşıyordu halkının arasında. Tebdil-i kıyafetinden, onu tanıyan çıkmamıştı henüz. Ilık bir ilkbahar esintisi yüzünü okşayınca durdu. Kapattı gözlerini, kaldırıp başını ulu göğe baktı. Güneş, sıcacık etmişti yüreğini. İçi ısındı. Şükretti yüce Rabbine, bir Ramazan’a daha ermeyi nasip etmişti ona. Başını indirirken gözü takıldı mahya ışıklarına. Henüz yanmıyorlardı ama, ustalar yine emekle Ramazan’ı karşılayan yazılarını yazmışlardı.  “Merhaba Ya Şehr-i Ramazan” , “Ya Rahman” , “Elhamdülillah” hemen gözüne ilk çarpanlar oldu. Selatin camilerini süsleyen bu yazılar, Ramazan’ın 15’ine kadar görülecekti. 15’inden sonra bu yazılara gül, şebboy, iki minare gibi resimler eklenecekti. Son hafta ise, artık Ramazan’ı uğurlayan veda sözleri yazacaktı. “El Firak” , “Elveda”.

Ve yüce Sultan, fukara için hazırlanan çorba tezgahından yayılan baharat kokusunu çekti ciğerlerine. Hacivat-Karagöz oyunuyla eğlenen çocukların kahkahası gülümsetti yüzünü. Devam etti yoluna. Öyle ya, teftiş edilecek tezgahlar vardı. Zira esnafın Ramazan münasebetiyle fiyatlara zam yapıp yapmadığını kontrol etmek istiyordu. Hem kanunlarla bunu yasaklamıştı, hem de bu konuda oldukça hassastı. Teftişi tamamlayınca saraya döndü. Topkapı Sarayı’nda da hummalı bir hazırlık vardı. Harem dairesinin her yanına amber kokusu yayılıyordu buhurdanlıklardan. En güzel sesli müezzinlerin okuduğu ilahiler eşliğinde namazlar kılınıyordu.

Ramazanın ilk yarısı bu şekilde tamamlanırken, 15.günde gerçekleşecek çok önemli bir merasim vardı. Peygamber efendimizin hırkası “Hırka-i Saadet”in saklandığı özel sandık özenle temizlenecek ve destimal töreni için hazırlanacaktı.



(Destimal)

İslam’ı ve Hz. Muhammed’i hicveden şiirlerinden dolayı hakkında ölüm cezası verilen Ka’b Bin Züheyr, Hz. Muhammed’in makamına çıkar kendini tanıtmadan. İslam’ı seçmiştir aslında kimseye belli etmeden ve yazdıklarından duyduğu pişmanlıkları dile getiren bir kaside okur Hz. Peygamber’e. Kaside-i Bürde olarak sonradan ünlenecek olan bu şiir yüce Peygamber’i duygulandırır ve sırtındaki hırkasını çıkarıp Ka’b Bin Züheyr’e hediye eder. Onun ölümünden sonra bu hırka Muaviye tarafından satın alınır. Emeviler’e ve Abbasiler’e geçer sonrasında. Yavuz Sultan Selim tarafından kutsal topraklar fethedilince de diğer kutsal emanetlerle birlikte Topkapı Sarayı’na getirilir.

Hırka-i Saadet’in destimal töreni öncesindeki temizliği çok özel bir ritüeldi. Peygamberimizin yüce varlığına temas etmiş bu hırkanın ve sandukasının temizliğinde, ataları gibi Sultan’ın bizzat kendisi de yer alacaktı. Ramazan’ın 12. Gününde, Sultan yanında yüksek rütbeli devlet erkanı ile birlikte Revan Köşkü’ne geldi. Hırka-i Saadet, altın ve gümüşten yapılmış özel sandukasının içinde, saygı ve ihtimamla getiriliyordu buraya. Sultan eline bir sünger aldı ve adet olduğu üzere onu gül suyuna batırdı. Ve sandukanın her yerini özenle temizledi.


(Hırka-i Saadet Sanduka)

Diğer görevliler de gül suyuna batırılmış süngerleri ile, Hırka-i Saadet dairesinin kapı, duvar ve pencerelerini temizlediler. Dudaklarından “Salat-ü Selam”  eksik olmuyordu. Temizliğin sonunda devlet erkanı, uğur getirmesi için süngerlerini de yanlarında götürdüler. Artık 3 gün sonra gerçekleşecek “ Destimal Töreni” için her şey hazırdı.



(Hırka-i Saadet)

15’i geldiğinde, devlet erkanı ve diğer tüm davetliler, önce Ayasofya Camii’nde namazlarını kıldılar Şeyhülislam ile birlikte. Sonra Topkapı Sarayı’na geldiler, hiyerarşik düzenlerine göre sırayla Hırka-i Saadet dairesine girdiler. Sultan onları bekliyordu.  Herkes tamamlanınca, önce hırkanın bulunduğu altın-gümüş muhafaza çıkarıldı. Sultan altın bir anahtar verdi ve muhafaza açıldı. İpek bir bohça, özenle yerleştirilmiş bir yastığın üzerine kondu. Bohça açıldı ve 7 ayrı bohçaya daha sarılmış olan kutsal hırka ortaya çıkarıldı. Bu, herkesin nefeslerini tuttuğu bir andı. Müezzinler Kuran okuyorlardı aynı zamanda. Bazı davetliler gözyaşlarına hakim olamıyorlardı. Sultan’ın huzurunda olmanın bazı kuralları hafiflemişti burada sanki. Çünkü sultanın da üstünde bir makamın huzurundaydılar. Bir yıl boyunca Ramazan için özel olarak hazırlanan destimaller hemen ortaya getirildi. Bunlar, Enderunlular tarafından, tahta kalıplarla basılarak hazırlanan, üzerinde Osmanlıca yazılar bulunan mendillerdi. Davetlilerin her biri bu mendillerden bir tane aldı. Sultan önce kendi mendilini kutsal hırkaya sürdü, sonra eliyle okşadı usulca. Öptü, kokladı efendisinin hırkasını. Diğer davetliler de sıraları geldikçe destimallerini dokundurdular hırkaya.  Destimal-i Şeriflerini bir ömür özenle, öpe koklaya saklayacaklardı. Artık son nefeslerini verdiklerinde, kefenlenmeden önce bu mendil yüzlerine kapatılacaktı saygıyla. Ziyaretler tamamlandıktan sonra Sultan, Hırka-i Saadet’in altın muhafazasını  yine altın anahtarı ile kilitledi. Bir yıl sonra yeniden açılmak üzere…

Günümüzde artık Hırka-i Saadet açılmasa da, yine Peygamber efendimize ait olduğu bilinen diğer hırkasını görebilmek mümkün.  Hırka-i Şerif Camii’nde muhafaza edilen  ve  Hz. Peygamber’in     Üveys el-Karani’ye gönderdiği kabul edilen hırkası, caminin avlusundaki özel odada muhafaza ediliyor. “Hırka-i Şerif” ,  her yıl sadece Ramazan ayında ziyarete açılıyor. 15’inde başlayan bu ziyaretler Kadir Gecesi’ne  kadar devam ediyor.



(Hırka-i Şerif)

Kutsal emanetlerin şehri İstanbul’da, Ramazan coşkusunu hissetmek istiyorsanız 15 gününüz daha var. Hırka-i Şerif, Hırka-i Şerif Camii’nde, hafta içi her gün 10.00-18.00, hafta sonu ise 09.00-18.00 saatleri arasında ziyaret edilebilir.

 
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.