Muhteşem Yüzyıl 127. bölüm fragmanı izle (ilk ve sadece bizde!)

KENAN’DAN 60 DAKİKA ŞARTI Kenan İmirzalıoğlu, dizi sürelerinin uzunluğundan ve setlerdeki ağır çalışma koşullarından dolayı Karadayı’dan sonra 60 dakikayı geçen dizilerde oynamayacak. BEREN SAAT 1 YIL EKRANDA YOK Gelen projelerin hepsini reddeden Türkiye’nin en gözde kadın oyuncusu Beren Saat , İntikam’ın finalinin ardından bir yıl yüzünü dinlendirecek…

28 Şubat 2014 Cuma 13:32
Muhteşem Yüzyıl 127. bölüm fragmanı izle (ilk ve sadece bizde!)
 
 HALİT ERGENÇ BİR Muhteşem Yüzyıl dizisindeki performansıyla ününe ün katan ve kaşesi en yüksek erkek oyuncular arasına giren Halit Ergenç, dizinin finalinin ardından mesleğine 2 yıl ara vererek kendini nadasa bırakacak… YAPIMCILAR ALTERNATİF OYUNCULAR PEŞİNDE Son dönemde Türk dizilerinin en çok tercih edilen ana karakterlerinin ekrana ara verme kararı almasının ardından, yapımcılar alternatif başrol arayışına girdi… Bakalım önümüzdeki yıl ekrana ara vermeye hazırlanan Kenan İmirzalıoğlu, Halit Ergenç ve Beren Saat’in yeri doldurulabilecek mi?

. Halit Ergenç'in canlandırdığı 'Kanuni' son 3 bölümdür ateşli, ağrılı bir hastalıkla mücadele ediyor. Saray hekimleri ateşi düşürmek için padişahı buz dolu küvete sokuyor.
Muhteşem Yüzyıl 122. bölüm fragmanı izle - 5 Şubat 2014


Muhteşem Yüzyıl 120. bölüm Full tekparça izle



Muhteşem Yüzyıl 8 Ocak 2013 Çarşamba günü yine heyecanlı bir bölümle ekranlara gelecek. Muhteşem Yüzyıl 118. bölümde Baba-oğul arasındaki diyaloglar ve Cihangir'in sefer heyecanını konu alacak. Mihrimah Sultan intikam yemini edecek, Fatma'yı Rüstem kurtaracak.

Muhteşem Yüzyıl 119. bölüm fragmanı izle


118. BÖLÜMÜ İZLEMEK İÇİN TIKLAYIN.. FULL BÖLÜM BURADA
Muhteşem Yüzyıl 118. Bölümde Süleyman hastalığını gizlemeye çalışır. Hasta haliyle sefere çıkan Süleyman için bir risk daha vardır. Bunun yanı sıra kendisine kötülük yaptığını sanan Fatma’ya misilleme yapmak isteyen Mihrimah’ın gözü kararmıştır.

Muhteşem Yüzyıl 118. Bölümde fuhuş yapmak suçuyla yargılanan Fatma’yı Rüstem Paşa kurtaracaktır. Ancak Rüstem, Fatma’ya iyilik olsun diye onu kurtarmayacaktır. Fatma ile ilgili başka planları var.

Muhteşem Yüzyıl 118. Bölümde Süleyman sefere çıkacaktır; ancak ona karşı bir suikast planı hazırlanmıştır. Bu hain tuzağı öğrenir öğrenmez Atmaca bu havadisi duyurmaya gidecektir.

Muhteşem Yüzyıl 118. Bölümde Şehzade Mustafa ile Babası Kanuni Sultan Süleyman karşı karşıya gelecektir. Baba-Oğul arasındaki iplerin kopacağı sahne çok heyecanlı olacak.

**Muhteşem Yüzyıl 119. bölüm fragmanı hazırlanıyor** 

Cihangir de sefere katılacak!
Abisi Selim tarafından rencide edilen Cihangir, babasına “Hünkarım! Çok büyük bir ihtimal ben tahta geçemeyeceğim, ölmeden sefer görmek istiyorum, kendimi bir padişah gibi hissetmek istiyorum, beni de sefere götürün” der. Süleyman ise oğlunu anlar ve onu da yanında sefere götürür.

Muhteşem Yüzyıl 118. bölüm fragmanı izle

Muhteşem Yüzyıl 118. Bölüm Canlı İzle - 8 Ocak 2014 Çarşamba  (Yayın saatinde devreye girecektir)

Muhteşem Yüzyıl 117. bölüm fragmanı-1 izle


Muhteşem Yüzyıl 117. Bölüm Fragmanı -2 izle

Osmanlı ile ilgili ayağı yere basmayan göndermelerden… Osmanlı padişahlarına temeli olmayan uhrevî işlevler yüklemelerden hep nefret ettim. Muhteşem Yüzyıl Dizisi’nde Şehzade Mustafa’nın katline halk tarafından gösterilen samimi duygusal tepkiler, beni bu konuda kalem oynatmaya itti. Hiçbir tarafa yaranmak gibi bir derdim olmadan, her zamanki gibi en açık şekilde yazıyorum:

Dostlar… Şehzade Mustafa’nın öldürülmesi ile Osmanlı’nın uzun sürecek erken final dönemi başlamıştır… Hürrem diye bilinen Alexandra Anastasia Lisowka, bana göre Osmanlı’yı Bitiren Fahişe olarak tarihe geçmiştir. Kızıl Saçlı Fahişe’nin tarihçi Reşad Ekrem Koçu’ya göre sarı değil kumral… Sarhoş değil ayyaş olan oğlu Selim, hamamda sazlı-köçekli bir âlem sırasında düşüp kafasını vurarak can vermiştir. Anasına yakışır bir evlât, selefleri için utanç vesilesidir.

Eski bir yaklaşımdır, fakat bence yüzde yüz doğrudur: Muhteşemliği şöyle bir kenara dursun – Kanuni denilen bu padişah, aslında Osmanlı’nın Zirvedeki Uçurumu’dur… Lânetler okunan ve yerden yere vurulan II. Abdülhamid ise acı ama gerçek,  Osmanlı’nın  Uçurumdaki Zirvesi’dir.

“MEDET BU CİHANIN YIKILDI BİR YANI ECEL CELÂLLERİ ALDI MUSTAFA HAN’I

Bu satırlar, Şehzade Mustafa’nın korkunç bir şekilde katledilmesi üzerine Taşlıcalı Yahya tarafından kaleme alınan mersiyedendir. Sonraki mısralar ise şu şekildedir:

“Tutuldu mihr-i cemâli (yüzünün güneşi) bozuldu divânı

Vebâle koydular âl  ile Âl-i Osmânı”

(günaha soktular hileyle Osmanlı Sultanı’nı)

Bir Arnavut beyzadesi iken delikanlılık çağında devşirme olarak İstanbul’a getirilerek Yeniçeri Ocağı’nda tahsil ve terbiye görüp askerlik mesleğinde ilerleyen Yahya Bey, aslında kellesi ile oynamıştır bunları yazarken. Çünkü, Han sıfatı ancak tahta geçenlere verilir. Oysa Mustafa, henüz şehzadedir.

Rivayet olunur ki, kendisine bu durum hatırlatıldığında, şöyle cevap vermiştir Yahya Bey: “N’ola!..”

Bu hadise üzerine Yahya Bey, İstanbul’dan uzaklaşmayı tercih etmiş, Tamışvar civarındaki sınır  boylarına çekilmiştir. Şair, sevilen bir şehzadenin bir entrikaya kurban gitmesindeki zulme ve haksızlığa bugün bile isyan eden nice gönüllere tercüman olmuştur.

Burada Kanuni Sultan Süleyman ile ilgili ne söylenebilir?.. En doğru tesbit bana göre şudur: Osmanlı’nın yükseliş döneminde o, sen, ben – her kim olursa olsun tahtta oturabilirdik... Osmanlı’ya bu kadar büyük kötülükler  de  etmeyebilirdik.

Süleyman, babası ve dedesinin aksine şık, süslü ve haşmetli giyinmeyi seven bir kişidir. Serasere (altın ve ipekle dokunan kumaş) ve diba (atlas dokuma) giyip, üzerinde çok fazla zenginlik ve ziynet eşyası bulundurmaya meraklıdır. Değişik değişik çakşırlar (şalvar) giydiği için babası Selim’in onu saray’da Çakşırlı diye çağırdığı… Hatta bir seferinde yine ihtişamlı elbiseler içinde görünce oğluna takılarak “Anana giyecek bir şey bırakmamışsın” diye alay ettiği anlatılır.

ABDÜLHAMİD’İN GÜNAHI, DEVLETİN YIKILMASINI 32 YIL ENGELLEMEK Mİ?

Kim kimin etkisi altında ve II. Abdülhamid’e nasıl bakıyor, umurumda bile değil… Fakat neden uçurumdaki zirve?.. İleride daha geniş temas ederiz – şimdi özet geçelim: En sıkıntılı döneminde bu devleti 32 yılı aşkın bir süre parçalanmadan bir arada tutan II. Abdülhamid, yakın tarih değerlendirmelerinde en büyük haksızlığa uğrayan Osmanlı padişahıdır.

İttihat ve Terakki, ülkeyi parçalattırmayan Abdülhamid’i devirir. Çok değil, sadece 8 yıl içinde, Osmanlı parçalanır. Ve kendisine haksızlık edenlerin hepsi, sonunda pişman olurlar.

II. Abdülhamid’in en aşırı muhaliflerinden Rıza Tevfik ve Süleyman Nazif iş işten geçtikten sonra şu şiiri kaleme alırlar:

“Padişahım, gelmemişken yâda biz (anmaya)

İşte geldik senden istimdada biz (yardım dilemeye)

Öldürürler başlasak feryada biz

Hasret olduk eski istibdada biz…”

Birleşik Almanya’nın kurucusu Otto von Bismarck’ın “100 gram aklın 90 gramı Abdülhamid Han’da, 5 gramı bende, 5 gramı da diğer siyasilerdedir” diye sözünü ettiği padişah hakkında Atatürk de şunları söylemiştir: “Abdülhamid'in yönetim tarzı, azami müsamahadır.”

Abdülhamid’in sözleri ise sanki kehanet gibidir: “Biz bu sahalardan çekilelim, emin olun ki buralar daimî karışık ve iğtişaş (özü kaybettirilmek istenen) sahalar hâline gelecektir.”

Dostlar… Bit Pazarı’na nur yağdırmak gibi bir niyetim yok. Elbette Osmanlı hayranı filan değilim… Hatta, bu uzun dönemi, Türk Tarihi’nin pek de hoşlanmadığım bir dejenerasyon evresi olarak değerlendirdiğimi de söyleyebilirim. Ne var ki, olay budur. Sonuç nettir:

Şehzade Mustafa’nın katli, Osmanlı’nın sonu…

Kanuni Sultan Süleyman, zirvedeki uçurumu…

II. Abdülhamid ise uçurumdaki zirvesidir.
Şehr-i Konstantiniyye’nin sokaklarını sel götürüyordu, gök delinmiş ağlıyordu adeta  günlerdir…
 
halk isyanda, ocak isyanda, kul isyanda…
 
yer isyanda…gök isyanda…
 
Kıydığı şehzadesinin günlerce başında bekleyen Kanuni Sultan Süleyman isyanda…
 
Osmanlı tarihi boyunca ölümüne en çok ağıtlar yakılan, en çok hüzünlendiren, en yürek burkan 3 ölümden biridir o’nun katledilişi…
 
diğerleri hiç şüphesiz Cem Sultan ve Genç Osman’dır…
 
Hep konu o olunca cümleler şu şekilde kurulur…”eğer osmanlı tahtına o geçse idi…”
 
hiç şüphesiz çok farklı şeyler olurdu. dürüst, adil, ilkeli, ufku geniş, eğitimli bir şehzadeydi ŞEHZADE MUSTAFA…Yeniçeri ocağı’nda yetişmiş, yeniçeri adabı ve terbiyesi ile yoğrulmuş, yeniçeri gibi kılıç kuşanmıştı. mizaç olarak dedesi YAVUZ’a benziyordu fevkaladesiyle…
 
İŞTE ŞEHZADE MUSTAFA'NIN BOĞDURULDUĞU O SAHNE
Yaşamı;
 
1515 yılında babası Sultan Süleyman’ın şehzadeliği sırasında Manisa’da dünyaya geldi. Dedesi Yavuz Sultan Selim’in 1520’de hayatını kaybetmesi üzerine Osmanlı tahtına oturmak üzere İstanbul’a giden babasını yanında İstanbul’a gitti.
 
Hürrem Sultan’ın babasının sarayına girmesinden sonra annesi Mahidevran ile Kanuni’ye dört şehzade daha doğuran Hürrem Sultan arasında, Kanuni’den sonra kendi oğullarının tahta çıkmasını sağlamak için büyük bir mücadele yaşandı.
 
Şehzade Mustafa, 1533 -1541 arasında Saruhan Sancak Beyi olarak görev yaptı. Saruhan (Manisa), padişah adayının görev yaptığı yer kabul edilirdi. 1541’de Amasya Sancak beyliğine atandı; Saruhan Sancak Beyliğine ise kardeşi Şehzade Mehmet getirildi. Şehzade Mehmet’in beklenmedik şekilde 1543’te ölümünden sonra Saruhan Sancak Beyliğine Şehzade Selim getirilirken; Şehzade Mustafa ise Konya Sancak beyliğine atandı.
 
Kırım’lı Fülhane hatun ile evli olup mehmet ve ahmet isimli iki de evladı vardı…
 
Şehzade Mustafa iyi bir asker, iyi bir devlet adamı olmanın yanı sıra iyi de bir şairdi…MUHLİSİ mahlası ile şiirler yazardı, aynı zamanda hattat’tı.
 
Babası’nın Irak, Korfu ve Boğdan seferlerinde ANADOLU MUHAFIZI, Avrupa seferinde de İSTANBUL MUHAFIZI oldu.
 
Birçok kişinin MUHTEŞEM YÜZYIL adlı tv dizisi ile varlığından haberdar olduğu Şehzade Mustafa yukarıda da bahsettiğimiz üzre hem fiziki hem de mizaç olarak dedesi Yavuz Selim’e benzemesine rağmen, dedesinin izinden gitmemiş, babasına hiçbir şekilde başkaldırmamış ve hep sadık kalmıştır…
 
katledilirken bile…

Pek tabi hemen hemen tüm tarihi kaynaklar Musrafa’nın katlinde hep Hürrem sultan’ı sorumlu göstermektedir. lakin bu elim olayda yegane suçlu hürrem sultan ve onun bir türlü dizginlenemeyen taht hırsı değildir.
 
Mustafa’nın katlinin esasen baş sorumlusu bizzat babası Sultan Süleyman’dır…Sultan Süleyman’da ne yazık ki Mustafa’yı, kendi öz oğlunu kıskanmış, ordu, özellikle yeniçeri ve sipahiler tarafından sevilmesi ve türkmenlerin o’na olan sadakati ve sevgisini hep kıskanmıştır. dolayısıyla karısı Hürrem Sultan ve damadı Rüstem Paşa’nın tertipledikleri bu tezgaha bir şekilde hem ortak olmuş, hem de göz yummuştur Kanuni(!)…
 
Kaynaklara göre pek çok devlet adamının gözünde, Şehzade Mehmet’ten sonra veliahtlığa Şehzade Mustafa layık görülmekteydi. Taht yarışında Mustafa’yı bertaraf edebilmek için Hürrem Sultan’ın emri ile Sadrazam Damat Rüstem Paşa tarafından sahte mektuplar ürettiği düşünülür. Bu mektuplar, Şehzade Mustafa’nın babası hayatta iken onun tahtına göz diktiğini gösterir niteliktedir. Başlangıçta iddialara inanmayan Kanuni, Nahçiven Seferi’ne çıktığında Konya Ereğlisi tarafında (bugünkü Akhüyük Köyü) konakladığı sırada el öpmeye gelen Şehzade Mustafa’yı orada boğdurdu. Şehzade’nin saray hademelerinden Zal Mahmut Ağa’nın arkadan saldırması sonucu hayatını kaybettiği düşünülür. Cesedi çadırın önüne asılmış, cenazesi daha sonra Bursa’ya gönderilerek II. Murat türbesi yakınına defnedilmiştir. Şehzade Mustafa’nın türbesi, 1555 yılında kardeşi Şehzade Selim tarafından yaptırılmıştır.

Şehzade’nin katlinin elim bir olaya dönüşmesinin bir başka sebebi de, binlerce yıllık Türk Töre’sinde o güne kadar katledilen, yahut ölüm emri infaz edilen hiçbir hanedan mensubu’nun kanının akıtılmayışıdır. lakin Mustafa katledilirken cellatlarına karşı koymuş, güçlü kuvvetli olduğundan infazı gerçekleştirmekle memur edilen 3 cellat o’na güç yettirememiş ve bir türlü o’nu boğmayı başaramamışlardır. şehzade kendine saldıran cellatları hal etmiş iken zal mahmut ağa şehzadeye arkadan hamle etmiş ve onun dengesinin bozulmasına sebe olmuş, bunun üzerine cellatlardan biri baltasına davranarak mustafa’nın göğsüne 2 darbe indirmiş, mazlum şehzade’nin kanı akıtılarak yaralanması sağlanmış ve güçsüz düşüp takati kalmadığında boğazından ilmek geçirilerek boğulmasına mazhar olunmuştur…

Ölümünden sonra;
 
Şehzade Mustafa’nın ölümü askerler ve halk arasında büyük tepki yarattı.
 
Pek tabi yeniçeriler ve mustafa’yı seven tüm ahali idam olayına tepki gösterip rüstem paşa nın azlini isterler. olaydan sorumlu gördükleri Rüstem Paşa’nın çadırına saldırdılar ancak onu bulamadılar. bunun üzerine, rüstem paşa azledilip sürgüne gönderilir, mustafa nın cenazesi de yanında bir kaç cellatla bursa ya gönderilir. mustafa orda gömülür, cellatlar da henüz 7 yaşında olan, mustafa nın oğlu şehzade mehmet’i ilerde dedesine karşı açacağı olası bir intikam savaşını önlemek için öldürürler.
kanuni nin hurrem den olma en küçük oğlu cihangir ağabeyinin trajik ölümüne dayanamaz ve olaydan birkaç ay sonra üzüntüden ölür. O’nun da hatırasına hürmeten istanbul beyoğlu’ndaki bir bölgeye o’nun ismi verilerek “cihangir semti” olarak ölümsüzleştirilir…
 
Şehzade Mustafa’nın ölümü üzerine Fünûnî, Rahmî, Edirneli Nazmî, Muînî, Mustafa, Müdâmî, Sâmî, Kara Fazlî, Nisâyî , Şeyh Ahmed Efendi, Selîmî, Kâdirî gibi şairler mersiyeler yazdılar. Hakkında yazılmış en tanınmış mersiye, Taşlıcalı Yahya Bey tarafından yazılmış olandır.
 
Ölümünden sonra Şehzade Mustafa adına “Düzmece Mustafa” isyanı adlı bir isyanın başlatıldığı düşünülür. Şehzadenin celladın elinden kurtulduğunu ve kendisinin Şehzade Mustafa olduğunu söyleyerek tahta yürümeye kalkışan “Düzmece Mustafa”, Orhan Asena’nın Ya Devlet Başa Ya Kuzgun Leşe adlı oyununda konu edilir.
 
Amasya’daki Şehzadeler Müzesi’nde Şehzade Mustafa’nın bir balmumu heykeli vardır.
 
Taşcalı Yahya tarafından yazılan Şehzade Mustafa Mersiyesi;
 
I. bend
Meded meded bu cihanım yıkıldı bir yanı
Ecel celâlîleri aldı Mustafa Hânı
(Meded, meded! Bu dünyanın bir tarafı yıkıldı.
Çünkü ecel eşkıyaları Mustafa Han’ı yakaladılar ve
boğdular.)
 
Tohındı mihr-i cemâli bozuldı erkânı
Vebale koydılar âl ile Al-i Osmânı
( Onun güneş gibi parlak olan yüzü battı ve maîye-
ti bozuldu. Osmanoğullarını hîle ile günaha sok
tular.)
 
Geçerler idi geçende o merd-i meydânı
Felek o canibe döndürdi şâh-ı devrânı
(Padişahın yanında o yiğidin sözü geçtikçe onu
çekiştirirlerdi. Nihayet devir padişahını felek, on
ların yönlendirmek istedikleri tarafa döndürdü.)
 
 Yalancımın kun bühtanı bugz-ı pinhânı
Akıtdı yaşumımı yakdı nâr-ı lıicrânı
( Yalancının kuru iftirası ve gizli düşmanlığı gözümüzün
yaşını akıttı, gönlümüzde ayrılık ateşi yaktı.)
 
 Cinayet etmedi cânî gibi anıın câm
Boguldı seyl-i belâya tagıldı erkânı
(Zavallı şehzade caniler gibi bir cinayet işlememiş-
ken, belâ seline düşüp boğuldu. Bütün yanında bu
lunan yakınları darmadağın oldu.)
 
N’olaydı görmeye idi bu macerayı gözüm
Yazuklar ana reva görmedi bu rayı gözüm
(Keşke şu olayı gözüm görmemiş olsaydı. Doğrusu
ya, şehzade hakkındaki hükmü doğru ve uygula-
nan cezayı adalete uygun görmedim.)
 

    Yorumlar

SPOR TOTO SÜPER LİG

Tür seçiniz:
Arşiv