TÜRKİYE'NİN EN ÇALIŞKAN İNSANI AĞAOĞLU KONUŞTU: Yavuz Oymak sen, Fatih Portakal'a benziyorsun.

AYDIN AĞAOĞLU / TÜSODER GENEL BAŞKANI

AYDIN AĞAOĞLU / TÜSODER GENEL BAŞKANI



01 Şubat 2016, 00:58

RÖPORTAJ: YAVUZ OYMAK

Tüm samimiyetimle söylüyorum Türkiye'nin en çalışkan ismi O.

Gençlere taş çıkartıyor.

Enerjisi bitmek tükenmek bilmiyor.

Ben de dahil, bütün televizyon ve gazeteler O'nu ekrana çıkarmak için neredeyse her gün sıraya giriyor.

İnanılmaz beyefendi.

Aldığı terbiyesi, nezaketi ve yardımseverliği asla tartışılmaz.

İnsanlığı, örnek olacak türden.

Ömrünü, mağdur insanların haklarını korumaya adadı.

Yaptığı çalışmalar ve başardıkları devrim niteliğinde.

O'nu tüm Türkiye yakından tanıyor.

Ben sordum AĞAOĞLU cevapladı.

İşte; Tüketici Sorunları Derneği Genel Başkanı Aydın Ağaoğlu'ndan ilk defa duyacağınız sözler...

YILLARDIR DOLANDIRICILARIN FOYASINI ORTAYA ÇIKARIYORSUNUZ. BANKALARIN HAKSIZ PARA TALEPLERİNİ MAHKEME KARARIYLA DURDURUYORSUNUZ. HÜKÜMETLERE GERİ ADIM ATTIRIYORSUNUZ. HİÇ KORKMUYOR MUSUNUZ BAŞIMA BİR ŞEY GELİR DİYE?
Rahmetli Cumhurbaşkanımız Özal,uğradığı silahlı suikastın hemen sonrasında güzel bir cümle sarf etmişti. 

“Allah’ın verdiği canı ancak yine Allah alır” şeklinde. 

Bu felsefe bizim de şiarımıza uygun düştüğünden bahtımızda ne varsa, kaderimizde nasıl yazıldıysa boynumuzu eğeriz.

Zamanı geldiyse başımızı da veririz. 

Hiçbir kişi ve kurumla çekişmemiz yok, her hangi bir siyasi partiye yakın, diğerine karşı değiliz. 

Tamamen hak ve adalet doğrultusunda ilerlemeye çalışıyoruz.  


HİÇ TEHDİT EDİLDİNİZ Mİ? NASIL?
Ben başıma gelenleri tehdit olarak algılamadım, çünkü “Korktum” dersem doğru olmaz. 

Korkmadığım için “Tehdit” değil de “Tepki” şeklinde değerlendirdim.

Sayısını hatırlayamayacağım kadar tepkiyle karşılaştım. 

Mesela, Bal’a benzeyen sıvıları su, domuz jelatininden kıvam verici, bal esansı, renklendirici ve GDO’lu mısır şurubuyla üretip pazarlayan kişi beni arayıp ağzımızın payını vermek, korkutmak istediğinde takındığımız tavır ve dik duruş ertesinde, bir televizyon programına benimle birlikte katıldı. 

Ne yalan söyleyeyim o benim için ne düşündü bilmem ama ben onun cesaretine hayran kaldım. 

O programı YouTube sitesinde bulup izleyebilenler neden cesaretine şaşırdığımı anlayabilir bu arada trajikomik bir tiyatroyu da ücretsiz seyretmiş olurlar. 

Programdan bir süre sonra telefonla aratıp birlikte yemek teklif ettiğinde diyet yaptığımı, bir araya gelip konuşmak istiyorsa dernek merkezimizde tüm yönetim kurulu üyelerimizin katılımıyla görüşebileceğimizi söyledim. 
Böyle bir görüşme gerçekleşmedi elbette. 

Bir başka zaman da özelleştirilmiş bir elektrik dağıtım şirketinin genel müdürü medyada yaptığımız açıklamalar ertesinde beni makamına davet etti ve ben yanıma bir avukat, bir elektrik mühendisi arkadaşımı alarak makamına gittiğimde oldukça hiddetli olduğunu, o da bizim korkusuz ve bilgili olduğumuzu gördü.

Artık önemli bir problem olduğunda konuşup çözüm arayabiliyoruz. 

Çözüm bulunmuyorsa ben de tüketicilerin tepkisini siz gazetecilere iletiyorum.

Fatura tahsilatından bazı veznelerinde ücret alınması olayında olduğu gibi. Kendisini arayıp durumu aktardım. 

Akşamında da televizyon haberlerinde mağdurlarla birlikte açıklamamız yer aldı. 

Bir seferinde de televizyon muhabiri genç bir arkadaş arayarak bankaların kredi kullananlardan kesmiş olduğu dosya masrafını geri alacaklarını vaat ederek vatandaşları kandıran bir şebekenin merkezine telefon edip adres aldığını, oraya giderken kendisine eşlik etmemi istedi ve gittik. 

Adamlar resmen çağrı merkezi kurmuşlar. 

Kamerayı görüp beni de tanıyınca panikleyerek bizi muhasaraya almaya kalktılar. 

Ben kameraman ve muhabiri dışarı çıkartıp, onlarla tek başıma kaldım ve aynı gün karakolluk olduk. 

Bir başka benzer mücadeleyi verirken de karşıma ünlü kişiler çıktı, oldukça organize ve profesyonel çalışıyorlardı. 

Ben olayı savcılığa aktardım, benim kendilerinden menfaat sağlamak istediğimi iddia etmişler. 

Allah kuru iftiradan muhafaza eylesin. Onlarla da mahkemeliğiz şimdi. 


HALKIN SİZE KARŞI İNANILMAZ BİR GÜVENİ VAR. BENİM SORUNUMU ÇÖZERSE, AYDIN AĞAOĞLU ÇÖZER ALGISI ÇOK YÜKSEK. NASIL OLDU BU?
Sosyal medyadan, arama motorlarından bana ulaşan her kesimden insana, hatta sizin medya sektörü mensuplarından gelen yardım taleplerine gücüm, bilgim, imkânım ölçüsünde yardımcı olmaya çalışıyorum. 

Bazen cep telefonumdan arıyorlar numaramı nereden bulduklarını soruyorum. Cevap “Google’dan buldum” olabiliyor. 

Telefonumu 24 saat kapatmıyorum. 

Ben tüketicinin hakkını alabilmesi için hukuk mücadelesi verilmesi gerektiğini gördüm ve inançlı, kararlı, bilgili, gönüllü hukukçu arkadaşlarla birlikte olmaya gayret ettim. 

Onlara, “Mesleğinizi yaparak nafakanızı kazanıyorsunuz, biraz da o mesleğin gereği sahip olduğunuz bilginin zekâtını dağıtmalısınız.” Dedim. 

Şu anda benimle birlikte çok inançlı, bilgili, iyi kalpli onlarca hukukçu gönüllülerimiz var. 

Halkın bize güveninin olduğunu duymak güzel ama bizim temel amacımız halkın bize güvenmesi değil, kendisini güvende hissetmesidir. 

CNN TÜRK Televizyonuna bir röportaj için yanımda Tüsoder Başkan Vekili Avukat Rıdvan Yıldız ve Emlak Komisyonu Başkanımız Hatice Kolçak ile gittiğimizde muhabir kardeşimiz haber müdürüyle de tanıştırdı. 

Çay içerken haber müdürüne, Banka Dosya Masrafı Dolandırıcıların ölçüyü kaçırdıklarını, benim televizyon ve radyo konuşmalarımdan sesimin kaydını alıp, montajla telesekretere yükleyip tüketicileri benim sesimle aradıklarını söylediğimde, 

haber müdürünün, “Onlar akıllı adamlar,  şu anda ülkenin en güvenilir kurumu ve kişisi sizlersiniz.” şeklindeki cevabı hem şaşırttı, hem de mahçup olmamıza yol açtı. 


SİZ HİÇ DOLANDIRILDINIZ MI?
Ne yazık ki çok sayıda dolandırıldım. 

Ama benimki bile bile ladesti. Çünkü yardım etmeyi seviyorum. 

İhtiyaç sahipleri para veya mal isterken borç diye alıp geri vermediklerinde dolandırılmış oluyorsun. 

Bir de insanın kendi alacağını istemesi zor geliyor. 

İş hayatında da özel hayatta da dolandırılmak artık vakay-i adiyeden sayılıyor. 

Son yıllarda en hızlı gelişen meslek olduğunu söyleyebilirim. 

Uzun yıllar SSK’lı olarak çalıştım, sonra da kendi mütevazı işimi kurup BAĞ-KUR’dan emekli oldum. 


KÖPRÜ VE OTOYOLDAN ALINAN PARALARI MAHKEMEYE TAŞIDINIZ? EĞER ÜCRET ALIMI DURDURULURSA, BU BİR DEVRİM OLACAK. SİZCE BU MÜMKÜN MÜ?
Köprü ve Otoyollara % 40 zam yapıldı. 

Bu zamların iptali için Tüsoder olarak dava açtık. 

Bir defa köprülerin yatırım maliyetini çıkarınca ücretsiz olacağı vaat edilmişti.

Devlet vatandaşına verdiği sözü yerine getirmedi. 

İstanbul’da yaşayan insanlar paraları yoksa Avrupa yakasından, Asya yakasına geçemiyorlar. 

İşi bir yakada, evi diğer yakada olanlar paraları yoksa evlerine dönemeyecekler. 

Böyle bir şey olabilir mi? Üstelik bizim ülkemizdeki kişi başına gelirin AB ülkelerine oranı da ortadayken. 

Diğer yandan Anayasa’nın sosyal devlet ilkesi, herkesin mali gücüne göre kamu giderlerine katkı sağlamasına dair hükmü, seyahat özgürlüğü ve 172. Maddesinde yer alan devletin tüketicileri koruması ve örgütlenmelerini teşvik etmesi bağlamındaki kavramlar yok sayılıyor. 

Devlet tüccar gibi hareket ederek kar amacı güden kurum değildir. 

Biz yargının bu ölçüsüz zammı iptal edeceğine inanıyoruz ama bizi yönetenlerin de şehir içindeki köprü ve yolları ücretsiz yapmalarını bekliyor ve umuyoruz. 

Bir yetkili itiraf eder gibi bu yıl köprü ve otoyollardan 300 milyon gelir elde edeceklerini açıkladı. 

Üstelik Karayollarının kendi yönetmeliğinde geçiş ücreti artışlarının ÜFE oranını geçemeyeceği şeklinde düzenleme var. 

Kasım 2015 ÜFE oranı resmi açıklamaya göre sadece 5,25 oldu. Yapılan zam oranı ise % 16. Üstelik HGS’lerden % 20 indirimi de kaldırdılar. 

Yani teknolojinin gişe personelinden sağladığı tasarrufu da vatandaşa yansıtmaktan vaz geçtiler. 



SİZE GÖRE BU ZAMANA KADAR YAPTIĞINIZ EN ANLAMLI VE EN ÖNEMLİ İŞ NEDİR? 
Öyle çok önemli işler yapmak için yola çıkmadık ve öyle bir yetki ve gücümüz de bulunmuyor ama öyle güzel gelişmelere vesile olduk ki, aslında kitap yazılabilir. 

Bir yıllık izin dönemini feda edip tüm iznini bizimle geçirirsen insanlara çok yararlı bir kitabın çıkmasına vesile olabilirsin. 

Oldukça önemli ve yararlı sonuçlar getirecek düzenlemelerin hazırlanmasına katkılar sağladık. 

Cep telefonu, internet, su, elektrik, doğalgaz yüksek faturalarında, “Önce Öde, sonra itirazını değerlendiririz” taahhütlü abonelik cezaları filan mevcut mevzuata göre aslında tarih olması lazım ama insanlar haklarını bilmediğinden mağduriyet de sürüp gidiyor. 

Örneğin 28 Mayıs 2014 tarihinde yürürlüğe giren yeni tüketici yasası 31. Maddesinde bankaların tüketiciler aidatsız kart sunmasını zorunlu kılıyor.

52. Maddesi bir yıldan uzun süreli taahhütlü aboneliklerin her an için ceza bedeli ödemeden sonlandırılabileceğini, taksitli alışverişten 7 gün zarfında, internet alışverişinden 14 günde cayılabileceğini söylüyor ancak ne bilen ne de uyan görünmüyor maalesef.  

İstanbul’da Metrobüs devreye girdikten kısa süre sonra yapılan zammın geri alınmasında, onarım nedeniyle trafik çilesine dönen Boğaz Köprüsü geçişlerinin ücretsiz hale getirilmesinde bizlerin tepki ve feryatlarının yararlı olduğu kanaatindeyim. 

Bu arada zehirli ayakkabılar ile gıdalardaki hile ve damacana suların kirliliğine dikkat çekilmesinde de rol oynamış olabileceğimizi düşünüyorum.


BANKALAR, CUMHURBAŞKANIMIZ RECEP TAYYİP ERDOĞAN’DAN HAKSIZ İŞLETİM ÜCRETİ ALSA, O’NUN DA HAKKINI SAVUNUR MUSUNUZ?
Sayın Cumhurbaşkanımızın kolayına hakkını yedirtmez ama canilikten hapse düşmüş bir mahkûm bile haksızlığa uğradığını, ayıplı mal ya da hizmet nedeniyle mağduriyetini bildirse kayıtsız kalmayız. 

Hani doktorların dil, din, ırk, cinsiyet ayırımı yapmadıkları gibi.  

Açıkçası hiçbir düşünce ve eylemini toz zerresi kadar benimsemediğimiz, elbette üstelik büyük tepki duyduğumuz İmralı’dan şikâyet gelse, aldığı ürünün ayıplı çıktığına dair, onun da bu hususta mağduriyetinin giderilmesi için elimizden geleni yaparız.


ÖNÜMÜZDEKİ 10 YILDA EN BÜYÜK HEDEFİNİZ NEDİR?
Tüketicilerin kitleler halinde adeta soyulmasının altında yatan nedenlerin ortadan kalkmasını diliyor ve hedefliyorum. 

Bugün bankanın haksız kesintisi veya cep telefon firmasının fazla faturasındaki 20 lira, 50 lira gibi bedelleri ödemek istemeyen insanlar çile çekiyorlar. 

Firmayla boğuşurcasına mücadelede sonrasında Tüketici hakem Heyetine başvuru, bu başvuru için belge toplama çabası, aylarca bekledikten sonra mutlu son. 

Evet, Heyet sizi haklı bulmuş olabilir ama onca mesai, emek ve çabanın ardından sadece sizden hukuksuzca alınmış veya alınmak istenen bedelin iadesine hak kazanmış oluyorsunuz. 

Bu kararı uygulatmak için vereceğiniz uğraş da cabası olacağı için çoğu insan nalet edip vaz geçiyor hakkını aramaktan. 

Oysa tazminat müessesi iyi işleyip, örnek tazminatlar ödense, benzer şekilde haksız kazanç peşinde olanların cesareti kırılabilecektir.


TÜRKİYE’DE BUGÜN Kİ GAZETECİLİK HAKKINDA YORUMUNUZ NEDİR?
Ülke olarak çok zor bir süreçten geçiyoruz. 

Terör, komşularımızdaki karışıklık ve aramızdaki gerginliklerin yanında iç siyasette de kamplaşmalar yanında medya kuruluşlarının da takım tutarcasına taraf olması gazeteciliğin en temel ve değerli kriteri objektif bakışla çalışma imkânını ciddi anlamda kısıtlıyor. 

Bir taraftan nafaka endişesi, diğer taraftan mesleğin temel direği tarafsızlık ilkesine sadakatte direnmek günümüzde basın çalışanlarının bence en büyük zorluğudur. 

Allah yardımcınız olsun.  

BENİM HAKKIMDA NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ?
( Her türlü sert eleştiriye açığım ve kelimesine dokunmadan yayınlayacağım. )


Aslında başkalarını değerlendirmek hadsizliğinde bulunmak hiç tarzım değildir. 

Ama sorunun altındaki küçük not konuşmaya tahrik eden bir tuzak gibi. 

Bana göre sen sanatçı bir yapıya sahip olduğundan gazeteciği de sanat gibi eda ediyorsun. 

Nasıl ki bir zamanlar rahmetli Mehmet Ali Birand, Allah uzun ömür versin Reha Muhtar, şimdilerde Fatih Portakal standart dışı kendi tarzlarıyla halk tarafından benimsenen gazeteciler oldularsa, sanırım imkân sağlanırsa sen de değişik bakış ve sunuşunla değerlendirilir, ya çok beğenilir veya yadsınarak kabuğuna geri gönderilirsin. 

TEŞEKKÜRLER AYDIN AĞAOĞLU... 
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Nergiz Akman - 1 yıl önce
Çok teşekkürler Aydın Bey, verdiğiniz bilgiler sayesinde ben de bütçemi sarsacak bir ödemeden kurtuldum. Çalışmalarınızda başarılar dilerim.